Kış Mevsiminde Probiyotik Besinlerle Güçlenin

 

 

Kış Mevsiminde Probiyotik Besinlerle  Güçlenin

Çağımızın fiziksel ve ruhsal stresleri bağışıklık sistemimizi olumsuz yönde etkilemektedir. Beslenme yetersizlikleri, giderek artan ömür sonucu yaşlılık ve geriatrik hastalıklar, günlük artan iş yoğunluğu ve buna ek olarak gelecekten kaygı, insanları enfeksiyon hastalıklarına, kansere, depresyona ve otoimmün rahatsızlıklara mağdur bırakmaktadır. Özellikle beslenme bozukluklarının artması ve buna bağlı rahatsızlıklar,  insanların daha dengeli ve doğru beslenmelerine olan ihtiyacı arttırmaktadır. Özellikle içinde olduğumuz kış aylarında, havaların da soğumasıyla birlikte, vücudumuzu ve özellikle sindirim sistemi ve bağışıklık sistemimizi korumada önemli  bir faktör olan   probiyotiklerin tüketiminin bilinçli bir şekilde arttırılması önemlidir.

 

 

Probiyotik Nedir ?

Bakterilerin vücudumuza zararlı ve hastalıklara neden olduğu kanısı uzun yıllar kabul görmüştür. Oysa günümüzde sayıları giderek artan bilimsel araştırma sonuçları canlı mikroorganizmaların bazı hastalıkların tedavisinde, hatta önlenmesinde kullanılabileceğine işaret etmektedir. Genelde “doğal” olanı kullanma ve tüketme alışkanlığının bulunması probiyotiklere olan ilgiyi arttırmıştır. Çeşitli gastrointestinal sistem hastalıklarının tedavisinde yardımcı, çocuklarda allerjik reaksiyonların ortaya çıkışını geciktirmede etkin, kadınlarda vajinal ve üriner sistem enfeksiyonlarının tedavi ve önlenmesinde yararlı olduğu ortaya konulmuştur

Doğal ekosistemde bulunan, bağırsak florasını düzenleyerek konakçı sağlığı üzerinde olumlu etkileri olan mikroorganizmalar “probiyotik” olarak tanımlanmaktadır. Bir diğer deyişle probiyotikler, sindirim sisteminde belli sayılarda bulunan ve konakçıda yararlı etkiler oluşturan canlı mikroorganizmalardır.

“Pro” ve “biota” olmak üzere iki kısımdan oluşan bu terim “for life” (yaşam için) anlamını taşımakta olup, antibiyotik teriminin anlamca karşıtıdır. Patojen bakterilerin kontrolu için patojen olmayan bakterilerin kullanılması anlamına gelir.  Laktik asit bakterilerinden hazırlanan probiyotik gıdaların fonksiyonel gıda olarak kullanımı ve bu konu üzerinde yapılan araştırmalar son 10-15 yılda hız kazanmıştır. Probiyotikler yeni bir keşif değildir çünkü insanoğlunun onlarla tanışması, insanlık tarihi kadar eskidir. Mikroorganizmaların varlığı bilinmeden çok önce bira, ekmek, şarap, kefir, kımız ve peynir gibi günlük tüketilen fermente ürünler çok sık olarak beslenme ve tedavi amaçlı kullanılmaktaydı. Ekosistem içindeki dengeler ve insanoğlunu varlığını sürdürebilme açısından daima ihtiyaç duyduğumuz dost bakteriler ile tanışmamız, gebeliğin son döneminde anne karnında olmaktadır. Doğumda anne florası ve çevrenin florası ile zenginleşerek hayata merhaba diyen insanoğlu, bu dost bakterileri anne sütü desteği ile hızlı bir şekilde kendisi için daha önemli olanları ön planda tutarak arttırır. Bu birliktelik ölüme kadar devam eder ve ölüm sonrasında bu bakteriler bizi toprakla bütünleştirir.

Kafkasya’nın dağlık kesimlerinde yaşamış kabilelerin sağlık işareti olarak gördükleri bir probiyotik türü olan kefirin bağışıklık sistemimiz üzerindeki Kefirin hem hücresel, hem de sıvısal bağışıklık sistemi üzerinde aktive edici etkisi bulunmaktadır. Kefir genel olarak bağışıklık sistemini enfeksiyonlara karşı hazır tutmaktadır.

 

 

Biliyor muydunuz ?

Probiyotik kavramı ilk kez XIX. yüzyılın başlarında Nobel ödülü sahibi Elie Metchnikoff tarafından gündeme getirilmiştir. Metchnikoff, Bulgar köylülerinin uzun yaşamalarının fazlaca fermente süt ürünü tüketmelerine bağlı olduğunu belirtmiştir

 

 

Önemli Bir Probiyotik : KEFİR

Kefir fermantasyonla oluşturulmuş bir süt içeceği olmakla birlikte, probiotik bakteri ve maya karışımı için iyi bir örnek oluşturmaktadır.

Kefir krema kıvamında, hafif ekşimsi tadı olan fermante bir süt içeceğidir. Kefir adı, kef’ten türetilmiş olup, Türkçe mutluluk verici tat olarak tanımlanmıştır. İlk kefir granüllerine veya kefirin ilk kez üretildiği zamana ait bir tarihi kayıt bulunmamaktadır. Şu bilinmektedir ki, kefir granülleri ilk kez Rusyada, Kuzey Kafkasya dağlık bölgesindeki kabilelerden gelmektedir. Hâlâ üretilmekte olan ürünler kefir, kiaphur, kefyr, kefer, knaphon, kepi ve kipe adlarını almaktadırlar .

Kefir de diğer bazı fermante ürünler gibi yeterli doz ve sürede verilirse insan ve hayvan organizmalarında sağlık için katkıları olan probiyotik olarak nitelendirilen fermente bir ürün grubundadır. Bu noktadan hareketle kefir de probiyotikler arasında değerlendirilebilir.

Yapılan insan temelli çalışmalarda bu fermente edilmiş süt ürünlerinin tüketiminin laktozun sindirilmesine ve toleransına yardımcı olduğu gözlemlenmiştir. Diğer bazı araştırmalara göre kefir içinde taşıdığı canlı mikroorganizmalar ve düzenli doz ve doz aralıklarında alındığında bağışıklık sisemini kuvvetlendirmektedir.. Böylece fermante sütlerin kullanımı sonucunda kanser oluşumları önlenebilmektedir.

 

 

Araştırmalar Ne diyor ?

Alvarez ve arkadaşları tarafından İspanya Madrit’te 2003’te yapılan bir çalışmada sınav stresi altındaki öğrencilerin bağışıklık sisteminin baskılandığı gözlenmiştir . Yapılan bu çalışmada, stresli ortamlarda probiotik alındığı zaman bağışıklık sisteminin korunduğu ve stress faktörünün azaldığı saptanmıştır.

 

 

Çocuklarınızı Soğuk Havalarda Kefirle Koruyun ..

Yine yapılan bir başka çalışmada , Yoğurt ve kefir gibi Türk insanı tarafından yaygın tüketilen süt ürünleri ile sebze ve meyvenin tüketimin teşvik edilmesi çocuklarda üst solunum yolu enfeksiyonlarından korunmada ve tedavide yararlı olacağı yönündedir.

Lenoir ve arkadaşları yaptıkları çalışmada probiyotiklerin, çocuklarda soğuk algınlığı semptomlarını hafiflettiği, immun sistemi kuvvetlendirdiği göstermişlerdir. Çocukların kreşe devamlılığı açısından bu önemli etkilerini ebeveynlerin iş gücü kaybını da önlediği gösterilmiştir .

 

 

Probiyotiklerin yararları

1. Sindirim sistemini güçlendirmek

a.  Antimikrobiyal aktiviteyi üst düzeyde tutmak

b. Besinler ve barsaklardaki emilim sağlayıcı yüzeyler açısından patojen mikroorganizmalarla yarışarak mukozal adezyonlarını ve beslenmelerini önlemek

 c. Antitoksin üretmek ( zararlı toksinleri yok eden madde üretmek)

2. İmmün fonksiyonları güçlendirirler

3. Gastrointestinal sistemi  enfeksiyonlardan korurlar

4. Allerjik reaksiyonlardan koruyucu özellik taşırlar ve  alerjik koliti önler

5. Antioksidant ( kanser karşıtı ) özellik gösterirler

6. Kan lipitlerini ( kolesterol..) azaltırlar

7.  laktoz ( süt şekeri) emilimini arttırırlar

8. Çocuklarda kabızlık ve ishal döngüsünün sürekli görüldüğü bir çeşit hastalık olan irritabl barsak  semptomlarının kontrolünde yarar sağlar

9. Gebelik de kullanımı ile annede ve bebekte obesiteyi engeller.

 

 

Nasıl Tüketelim ?

Özellikle kanser başta olmak üzere pek çok hastalığa karşı koruyucu özelliği olan kefiri günde bir bardak rahatlıkla içebilirsiniz. Evde mayasından mayalayabileceğiniz gibi marketlerde satılan sade türlerini tercih de edebilirsiniz. Ekşimsi tadı rahatsız ediyorsa sevdiğiniz bir meyve ve 1 çay kaşığı kadar vanilya ile bilenderize ederek rahatlıkla tüketebilirisiniz.. Hatta sabah kahvaltılarınızı bu karışıma 4 yemek kaşığı kadar yulaf ve 10 adet badem ekleyip yapabilirsiniz.